1982 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1982 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Ekim 2012 Çarşamba

misafirlik öncesi kadıköy diggin part III - zihni abinler

rainbow45'te (aşağıda anlatıldığı üzere) bunca vakit geçirdikten sonra normal şartlarda sonaya doğru yola çıkmamız gerekiyordu ama burcu'nun telefon konuşmasıyla daha vaktimizin olduğu ortaya çıkınca akmar pasajı'na yöneldik. zihni'ye girersek geç kalacağımızı biliyordum ama burcu bunu öngörememişti. neyse girdik ve ne var ne yok taramaya başladık ki tarama sonunda orada çalışan elemandan en süper digger çift ödülünü aldık indirim babında bir işe yaramasa da... zaten indirim konusunda ne kadar yavşaklaşsan da karşılık alamadığın yerlerin başında geliyor zihni abinler. dandirikten bir indirim söz konusu oluyor, 3-5 gibi... neyse, burcu arvo pärt: arbos'u görünce aklı çıktı. sıfır plak, üstelik 87de basılmış. acaba yeniden mi basılmış? her koşulda gözel oldu, kızımız bu abiyi hakkaten pek seviyor daha önceden a.k. müzik'in cihangirdeki opus 3a dükkanından da miserere ve trivium'u almış idik. bu albüm bana en çok geçeni oldu dinleyince, tonundan mıdır, neyindendir bilemedum bana atom heart mother'ın bazı temalarını anımsattı. pek gözel albüm iyi ki almışız dedirtti kendisi.
kazuya devam ederken stray cats: built for speed çıktı bu kez. stray cats'in en sevdiğim, çalma hardcase'inde sürekli bulunan ve rakın rol çalarken illa ki bir şarkısını attırdığım albümü... ilkokul birinci sınıfta, kankam bayram'la çılgınca rock and roll dinleyip, enerjiyi atmak için dans yerine salondaki sehpanın etrafında birbirimizi kovalarken eskilerden chuck berry, fats domino ya da yenilerden shakin' stevens dinlerken nasıl olmuş da stray cats girmemiş hayatıma. belki de türkiye'de basılmadı o dönem plak ve cdleri. shakin' stevens poptu baya, stray cats kötü çocuk olduğu için mainstream'e yaklaşamadı. çok sonraları ayto'dan dinlemiştim. burcu da geçen yıl bu zamanlar haiti'den dönerken başka bir sürü plakla beraber evimizin ilk stray cats plağı rant'n ravenı getirmişti. [tabii ölmüş de ağlayanı yok haiti'den değil, aktarma yaptığı new york'tan almıştı plakları]
dükkanın girişinde solda, duvara sırtını vererek baktığın plaklar ise ağırlıkla ikinci jazz plakları ve asıl hazine orada gibi aslında. oraya geçmeden önce aralıklarla birbirimize hadi, geç kalıyoruz, tamam istediğin zaman çıkalım gibi cümleler sarf etmiş ama bir yandan da kazuya devam etmiştik. burcu duke ellington's greatest hits ile çıktı geldi, fiyatı çok uygun, şarkıları da biliyorum dedi. bense bir farklı dönemlerden, farklı soundlarda ve de kapağında duke'un korkunç bir pardesüyle poz verdiği bir toplama yerine bir albüm almayı önerdim. ki dükkanda nefis görünen soul call ve ismiyle cazip afro-bossa mevcuttu. burcu kararsız kaldı, soul call'a önce tamam dedi, ama baktım aklı greatest hits'te ve bildiği sevdiği şarkılarda, ben onda ısrar ettim. az önce bizi en uyumlu çift ilan eden çalışan arkadaşın fikrini değiştirmeye çalıştırırcasına diğerinin istediği olsun yarışına girmiştik. benim dediğim oldu sonunda, devamında yolda internetten soul call'ı araştıran burcucum küçük bir pişmanlık yaşadı, kaçmıyorlar ya onu da sonra alırız di mi?
ama zihni'deki en süper olay 15 liraya lou rawls: the way it was the way it is (discogs'ta bendeki edition [C 062-80 119] yok, girince update ederun linki) albümünü bulmaktı. lou rawls'un hep 70 ortası ve sonrası dönemi plaklarına rastlamıştım dükkanlarda ve nette. lou abimin sesi hep güzel ama axelrod ile 60 sonu 70 başı dönemlerindeki prodüksiyonlar daha bir nefisti... zaten lou rawls ile tanışmam da vaktiyle lale plaktan aldığım i can't make it alone: the axelrod years toplama cdsi ile olmuştu. çılgıncasına sevdiğim season of the witch'in en hastası olduğum versiyonlarından birini de rawls abim yapmıştı ve o da bu albümdeydi. kapak VG+ plak da NM olunca demesinlerdi keyfime! albümün bir acayipliği arka kapakta şarkıların albümdeki sıralarına göre değil aranjörüne göre sıralanması ki ilk anda hay allahım rong treklist dedirtiyor ve cadı mevsimini akla getiriyor mystery train görüntüleri altında: ervisü! karu pörkins! erivisü! kaaaru pörkinsü!

misafirlik öncesi kadıköy diggin part I - 3 renk: kırmızı mavi beyaz


uzun upuzuun zamanlardan beri, aslında tam olarak 29 ağustostaki meriç ve eylem'in düğün gününden beri kadıköye geçip plak alamamıştık. [o gün aldıklarımız zoltan'dan satta massagana ve cane and able, rainbow45'den black market clash olmuştu] sona'ya akşam yemekli yatmalı misafirliğe gidecekken öncesinde şöyle bi plakçıları dolaşalım dedik... ilk önce karşımıza ahşap arabasına yığdığı plakları satan genç bir oğlan çıktı... güzelce karıştırdık, içimde çok acayip bir şey bulacağıma dair umut vardı ama olmadı. lakin burcu herbert von karajan'ın yönettiği viyana filarmoni'den bir beethoven 7. senfoni bir çaykovski 6. senfoni buldu gönlüne göre. bir de verdi'den la traviata operasını... beethoven denişik bir sert kartonu ve insertüyle pek hoş görünüyordu, içleri de pek temizdi zaten plakların ama sesi biraz sikko nedense, biraz yaşlı olduğundan herhalde. çaykovski ve verdi de special price görünümlü amma gözel sesli... hoş geldin marc şarkısıyla coştuğumuz en gözel operalar evimizdeydi artık. hem de pek ucuz, aslında sokakta böyle satılan plakların hak ettiği fiyata... oğlan 7liradan veriyordu plakları. kurulduk konuşurken plakçılar gelmiş burayı patlatmıştır çoktan ayırdıkları plakları bizden de ucuza alıp yüz misline satmak için diye amma çocuk yok ben bunları yeni getirdim dedi. tozlu parmaklarla döküldük yola... istikamet rainbow45ti..

ver coşkuyu beethoven - ver patetiği çaykovski - ver di!

6 Ekim 2012 Cumartesi

plakçıdan plak çalma gününde plak hediyesi: iki maiden 45liği!

kimi köylü ozan aşık veysel'i sever, kimi çağdaş ozan bülent ortaçgili.. bense deform ozanı seviyore.. DEFORMda yapılan dj in store hikayesi [plak çalanlar, plak sevenlerden biri plaklarından çalıyor, diğerleri dinlerken dinliyor, içiyor, gülüyor, plaklara bakıyor, sohbet ediyor] için oraya gitmiş idik. bu arada bilge evde iron maiden ve eddie ile tanışmış, eddie ile pek sevişmiş, onun aslında iyi bir insan olduğuna kanaat getirmiş, number of the beast'e bayılmış, bangır bangır maiden dinler olmuştu son 4-5 gün içinde ve de plakçıya gidip plak çalacağımı öğrenince belki iron maiden plağı vardır dedi ve dükkana girere girmez bunu sordu ozana.. ben yok burda olmaz filan derken ozan ebayde satmayı planladığı iki cillop 45liği gösterdi. the number of the beast /bw Remember Tomorrow [Live in Italy] ile flight of the icarus /bw I've Got The Fire [NM-NM/NM-NM]
ben de bilge de bunları görünce aklımız çıktı, ozan da çılgın bir fiyat söyledi, bilgenin ikarusu sormasıyla konu değişti. ben bilgeye ikarus hikayesini anlattım, ozan da kenardan gizli gizli dinleyip mi etkilendi, sonraki saatler boyunca şahane müzikler çaldım diye mi duygulandı, çocuğunu sevindir kampanyasından mı kaynaklandı bilmiyorum ama akşamın sonunda toplanırken bu iki 45liği bize hediye ediverdi... işte benim ozanım!

[ya da daha çok insanların içkisinden gürültüsünden soytarılığından bıktı da ondan verdi plakları gidelim deyu. bkz soytarılık]

the number of the beast'in b yüzündeki remember tomorrow konseri tanıdık amma flight of the icarus'un b yüzündeki i've got the fire'ı ilk defa dinledim. ronnie montrose diye adını ilk kez duyduğum çılgın bir rock gitarcısının enerjik bir rock and roll parçası.. şarkının orijinalinin girişindeki sesi stüdyoda kazayla çıkarmış abi.. baya gaz olmuş maiden versiyonu, bi de diannolu hali varmış ama burada bruce vokalde... geçen yıl bu zamanlarda da bi maiden gazına gelmişim herhal, flight of the icarus'un 12 inch maxi single'ını wantliste koymuşum.



sonumuz icarus gibi olmasın, maidenlar bilgeler ve ozanlar çok yaşasın!