1984 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1984 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Aralık 2012 Pazartesi

fuardan gelenler part II: kendi zincirini kendin şeyet, şeytanı kovala.. kötü insanlara kötü müzik yap ki onlar sado mazoyla havalana!

güzel müzik ve güzel insanlar dünyanın neresinde olursa olsunlar sanki hep yan yana duruyorlar.. yamulmuyorsam shawn lee ile murat'ın da yine birinden alıp sona'ya vermiş olduğu, sona'nın da bak bunlar gözel diyip bana vermiş olduğu music and rhythm adlı ping pong orchestra albümüyle tanışmıştım. shawn abimi çok çok çok sevdim shawn abim de müziği çok çok çok sevdiği için sevenlerini müziksiz bırakmadı, seneler içinde (bkz) ürettikçe üretti. shawn abim celestial elecric'i yapınca AM abimizle tanıştım, kendisini solo olarak da pek sevdim [hatta sevgili sevgilim sürpriz yaptı, gidip bana cihangir'deki A.K. müzikte gördüğümüz albümünü aldı]. sm ve shawn lee'nin birlikte yaptıkları albümü kendi imkanlarımla (facebook olsun, sohbetler olsun, djlik olsun) tanıttım. ozanspor'un am'e kanı kaynamışki bi gün dükkanda otururken şunlara ne gözel mix yapmışlar dedi. açılışındaki günahkarın şarkısı ve devamında bir yerindeki kendi zincirini kendin şeyet şarkılarına direkt vuruldum. yine başka bir gün ben kanapede oturmuş ayaklarımı uzatmış çalışıyorken burcu da masasında oturmuş internetten müzik karıştırıyorken nefis bir müzik çalındı kulağımıza... ismi kolay değil imiş... şu şarkı bu şarkı derken bunların bir arada bir albümde bulunduğunu buluvermiştik. now again'in Forge Your Own Chains: Heavy Psychedelic Ballads And Dirges 1968-1974 toplaması. hatırladım da bu albümü çıktığı dönemlerde merak etmiş, indirmeye çalışmıştım. ama sağ olsun now again'in bağlı olduğu nefis label stones throw albümlerinin linklerinin internette dolanmasına pek müsaade etmez hele ki albümleri yeni çıktığında.. albümü o sıra bulamayınca kovalamadım, unuttum herhalde... ama dinleyin şu şarkıları hele, böyle albüm unutulur mu hiç. neyse bu sefer albümü indirdim ve alınacaklar listesine koyduk. ozanım da sağ olsun görünce bi kendine bi dene de bana kapıvermiş, bu nefis saykedelik yumoş albüm insanın yeri geldiğinde yüzünü güldürüyor yeri geldiğinde yüreğini buruyor yeri geldiğinde kafasını iyi ediyor, amerikadan girip ingiltereden çıkıyor afrikanın üstünden geçip koreden el sallıyor. hem de now again'in bütün işleri gibi eline aldığında okunacak bakılacak bir sürü materyal sunuyor. ebrulu nefis kapağı da cabası.. great to have, a must have diyore-mi-fa-sol.




gelmiş geçmiş en süper şahanesi reggae albümlerinden birisi william sedef berat şamo ve mink monk ile yaptığımız olympos-kaş-patara-kabak gezisinde bir çeşit soundtrack olmuştu. sigarayı bırakmaya çalıştığım için diğerine abbondanzieri olduğum tüylü yolculuğumuz pek harikaydı ve yine abbondanzierilikten herhal hatırlayamıyorum şimdi başar da yanımızda mıydı. zati albüm nefis, patarayı ilk kez görmüşüm ve çölde morrison olmuşum yükselenim yengeç ve akşamüstü kumlarında binlercesi pıtır pıtır dolanmakta ve kabak'ı da ilk defa görmüşüm ve kabak körpe, etraf vahşi, saykedeliklerin henüz basmamış olmalarından kelli kartallar tepende uçuşmakta ve yediğin şeker de pek tatlı olduğu için kalp atışlarını duyabilmektesin onlar ne kadar yükseklerse zaten sen de o kadar yükseksin. işte max romeo & upsetters: war ina babylon hem arabada hem portable müzikçalarda hem de kafada sürekli çalmakta tatlı tatlı. işte sağ olsunlar bu albümün upsetter'dan bir reissuesunu yapmışlar ve ozan abi de getirmiş. oh ne ala...
cramps'i ilk duyduğum dönem çılgın gibi speed / thrash metal dinlediğim 88-89 lise başları.. eskişehirde 1980lerin başında açılan ilk avm (!) olan (ilkokul gezisi yapılmıştı orayı görmek için, sıraya girmiş, yürüyen merdiveni kullanmayı öğrenmiştik) esnaf sarayının en üst katında müzikçiler ve bilgisayar oyuncuları olduğu için en şahane kat orasıydı. ordaki dükkanlardan biri de babamın hem arkadaşıydı, hem de korsan kaset kopyalarken kullandıkları sık sık bozulan çoklu kaset çoğaltıcıyı (sanırım enlemesine 5 boylamasına 5 olmak üzere toplamda 1 player 24 kaset recorderın bulunduğu, çıplak terminatör estetiğinde, muhtemelen babamın icat ettiği bir alet) sürekli tamir eden kişi babamdı. dükkanda genç bir abi peydah oldu bir dönem, çılgın bir metal müzik arşivi olmalıydı, vitrinleri karışık kasetlerin tracklistlerini yazdığı a4lerle donattı, ağzımız açık kaldı. karışıkların yanı sıra şu adını duyup sanını bilemediğim punk müziği sordum, çok sert olduğunu düşünüyor, çok merak ediyordum. sex pistols'ın the great rock and roll swindle'ını çekti.. başka türlü bir şey beklememe rağmen memnun kaldım diye hatırlıyorum. herhalde gürültülü ve yavşak olmasından.. bir de clash'in adını duymuştum, sordum, give em enough rope kasedimle geldim eve bir süre sonra.. ama hiç memnun kalmadığımı hatırlıyorum.. işte bir de cramps çekti o dönem ama sanırım clash'in arkasına ya da başka biriyle önlü arkalı.. yarım yamalak hatırlıyorum, hangi albüm fikrim yok, ama rock and roll kafasında diye hoşuma gitmişti. yine de hiç cramps fanı olmadım hatta senelerce kovalamadım. ne zamandır ki burcuylayız bu tarz it kopuklar girer oldu eve.. daha önce deformda bazı plaklarına denk gelmiştik, burcunun aklının kaldığını görmüştüm.. bu kez yakaladım reissue sıfır toplamayı..
nofx ise 2000lerin ilk yarısında cihangirde orkunların evinde taksime çıkma öncesi bin kişilik sulukuru şenliklerinde dinlenen amerikan punk gruplarından biriydi. pek bir yeri yoktu hayatımda ama burcumun gençliğinde sevdiği zevzek bir albümmüş. pek ahım şahım bi albüm olmasa da amerikan pankının vadettiği eğlenceyi eski modadan veriyor. esas hoşuma giden tarafı şarkıların mesaj kaygısı, mesela don't drink & drive, you may spill your beer demiş.. o la la..

13 Kasım 2012 Salı

arzuya göre sıcak tereyağlı veyahut amfetaminli servis edinuz..

isaac hayes: hot buttered soul / motörhead ‎– no remorse / superman & friends / cheech & chong: cheech and chong


rahmetli isaac hayes abimizi gençliğimizde shaft filminin müzikleriyle sevip, sonra young mc'nin rap'iyle daha bir eğlenip, klüplerde barlarda bol bol çalıp eğlendirip, chef rolüyle sweet love nasıl yapılır tarifini öğrenip geçirdik günleri... ama bu yayında söz konusu olan isaac hayes: hot buttered soul albümünden haberdar olmam albümün açılış şarkısı walk on by'dan sample alan hooverphonic'in überhypnotictrippy şarkıları 2wicky sayesinde olmuştu. [sözü açılmışken, hooverphonic geçen yıl yeni solistiyle iksv salon'a gelmeden önce esas şahane muhteşem konserini, esas solisti soğuk güzel geike arnaertli orijinal kadrosuyla 2006'da galatasaray üniversitesi şenliklerinde vermiş, ben de birazcık geç kalmak, birazcık da şimdi kim olduğunu hatırlamadığım birilerinin yüzünden (sanki esin gibi geldi şimdi) oraya değil de babylondaki elbow konserine gitmek zorunda kalmış ve bilmediğim bu gruptan pek de zevk almamıştım. üstelik aklım geika'nın belki de beni alıp buralardan götürme ihtimalindeydi ki asıl geika'yla değil moloko'nun solisti róisín murphy'le kaçma planım vardı. 2003 yılında konser için maslak venue'ye gelmişler ve ben çalıştığım için konsere gidememiştim. roisin de kendisine içki servisi yapan, ihtiyaçlarıyla ilgilenen oğlanla hoşlaşmış, sevgili olmuş, almış oğlanı götürmüştü buralardan. zaten hooverphonic'in konuyu buralara kadar getiren şarkısı 2wicky de albüm çıkmadan önce bertolucci'nin stealing beauty filminin soundtrack'inde yer almış, başroldeki liv tyler da rüyama girmiş, bana sırılsıklam aşık olduğunu söylemiş, bense onun dalga geçtiğini düşünmüş, duygularımla oynadığı için kızarak reddetmiş, bana gerçekten aşık olan liv perişan olmuş, ben de liv'e inanmadığım için pişmanlık ve acıyla uyanmıştım. o sıralar uluslararası ün sahibi hanımlardan çok çektim özetle.. mevzu isaac hayes olunca konunun buralara kayması normal herhalde..] sonradan bir baktım walk on by isaac abim de dahil olmak üzere güzelinden yakışıklısına hatta serserinin önde gidenine kadar coverlamayan sample almayan kalmamış. şarkı aslen burt bacharach abimizin ki kendisi çok önemli bir şarkı yazarı, magic moment olsun i say a little prayer olsun look of love olsun boru değil 2012 itibariyle birleşik devletlerde 73 birleşik krallıkta 52 şarkısı ilk 40'a girmiş. işte groovedan sami yeni gelen plakları haber verdiğinde aralarındaki isaac albümleri hemen dikkatimi çekiverdi sıcak tereyağlı ruhu bana ayırıvermesini istedim.



araya kurban bayramı girmişti, bayramdan sonra gittiğimde dükkan kapalıydı. sergi gezdim, dolandım ama sami dönmedi. araya tekrar bir zaman girdi ki her işte bir ay vana teyk yu hayır varmış. dükkana gidebildiğimde başka bir lovemaker abimizin albümü raflardan bana bakıyordu. motörhead: no remorse! çift plaklık motörhead double toplaması, en iyi yılları, en iyi şarkıları, albüm için kaydedilmiş yeni kadroyla yeni şarkılar da var.. ama ilk dinlediğim motörhead şarkısı bunlardan sonrası, zengin insanların mönüde servis edildiği aynı isimli hasta anarşist filmin şarkısı eat the rich, ilk dinlediğim motörhead albümü de bu şarkının da olduğu rock and roll'du. [ki aynı eat the rich birkaç sene sonra dönemin rakçı metalci gençleri için mühim bir yeri olan, aslında doğu blokundaki rock & metal gruplarına destek için yapılmış, ama zuladan bizim de yandığımız thrash the wall toplamasında yer almıştı. king diamond, sodom, annihilator, obituary kimler yoktu ki kasette!] rock and roll albümünü o zamanlar karabük'te ikamet eden tünay akdeniz'den posta yoluyla kasete çektirmiştim. ["big rocker" lakaplı tünay akdeniz'in çok geniş bir rock/metal arşivi vardı, daktiloyla hazırlayıp fotokopiyle çoğalttığı kataloğunu ve eliyle eklediği sayfalardaki yeni gelen albümleri postayla abonelerine yollardı. biz de oradan albümleri seçer, posta çeki hesabına parasını yatırır, kasete çektirir, postacı yolu gözlemeye başlardık. aynı tünay akdeniz'in 45liğini buldum sonraları evde, mesela mesele / dişi denen canlı şarkılarının olduğu albümü hıyar gibi sattım yok yere..] albümün hastası olmuştum ama motörhead'in aslında ne olduğuyla ilgili esas fikri kapıkuleye kadar değil de hammersmith'e kadar uyumak yok albümü verdi. onu da alıcaz allahın izniyle.
aslında bu no remorse'un karton yerine suni deri kapaklı versiyonları var, gönül isterdi onlardan olsun. ama denk gelmiş mis gibi, albüm ve kapağın kondüsyonları çok şahane değil [iyimser VG+] ama atlaması zıplaması yok çıtırtılar kıtırtılar da zaten lemmy abinler yüklenince pis pis duyulmaz oliy, insertler de mevcut, demesinler keyfime ki fiyatı da pek uygundu. zaten sami ile o gün plakçılar ve fiyatları konusunda sohbet ettik. fiyatları diğer alışveriş yaptığım yerlere göre hep daha ucuz. bunun sebebini "plakları satmak için alıyorum" şeklinde güzelce özetledi.



bir de sami abinin ıskarta standı var. arızası olan ya da satmayacağını düşündüğü plaklardan istediğini alabiliyorsun. daha önce bonnie & clyde filminin müziklerini bu şekilde almıştık. müzik namına çok bir şey yoktu zaten plakta, sample alırun, scratch atarun diye düşünmüştüm. gene aynı düşüncelere hitap eden iki hediye plakla döndüm groove'dan.. kapağı pek güzel, maceraların okunduğu bir örümcek adam ile vietnamda uyuşturucu bazlı komiklikler peşindeki çiç ve çong. onlar da kim diyenler, tıklamaya doymadım diyenler, tıklamaya devam edebilirler.